Dikkat Eksikliği Bozukluğu (DEB), çocuklarda en sık görülen psikiyatrik durumlardan biridir.Dikkat; ilgili uyarıcıları seçebilme ve onlara yoğunlaşabilme kabiliyetidir. Dikkat sayesinde kendimizi alakalı uyarıcılara göre konumlandırıp nihayetinde karşılık verebildiğimiz bilişsel bir süreçtir. Bu yüzden dikkat süreçlerinde oluşacak bir bozulma, herhangi bir gündelik aktivitenin yapılmasını zorlaştırabilir. Ancak gün içinde dikkat seviyesinin değişmesi son derece normaldir; öğleden sonra dikkatini bir şeye vermekte zorlanmak, mutlaka bir bozukluk olduğu anlamına gelmez.Dikkat seviyesini etkileyebilecek bazı etkenler arasında yorgunluk, bitkinlik, yüksek ateş, madde kullanımı ve benzeri birçok faktör sayılabilir.Dikkat Eksikliği Bozukluğu(DEB);
- Bir uyarıcıya ve eyleme (iş, kitap okumak vb.) uzun süre odaklanamama ve ilgilenememe,
- Bir uyarıcıda odak kaybı yaşama,
- Var olan bir uyarıcı ya da eyleme başka bir uyarıcı eklenmesiyle birlikte ilgi kaybı,
- Dinlemekte ve bilgiyi aktarmakta zorlanma,
- Bilgiyi hatırlamakta zorlanma ve defalarca tekrar etme,
- Unutkanlık,
- Eşyaları kaybetme ve yerini unutma,
- Detayları görmezden gelme ve sürekli hata yapma
şeklinde ortaya çıkmaktadır.
Bu durum, çocukların daha çok okula başlama döneminde akademik başarılarını olumsuz yönde etkilediğinde fark edilmektedir. Çocukların yeni ortama adapte olmakta sorun yaşaması, ödevlerini ve sorumluluklarını yerine getirmemesi, dağınıklık ve akranlarla sorun yaşama şeklinde gözlemlenir. Ergenlik çağında ise; sosyal ilişkilerde değişim, akademik kaygıların yoğunlaşmasıyla birlikte başarıda düşüş, öfke kontrol sorunları, dürtüsellikte artış ve sorumluluk almaktan kaçma şeklinde kendini göstermektedir.
Dikkat Eksikliği Bozukluğu, çocukluk ve ergenlik yıllarında fark edilmeyip müdahale edilmediği takdirde yetişkinlikte; başlanan etkinliği sürdürememeye, iş kayıplarına, evlilikte ve insan ilişkilerinde sorunlara, farklı kimlik oluşumuna ve kişilik problemlerine yol açabilmektedir.